Rize yemyeşil bir kent .1950 den sonra çay sayesinde kalkınmış .Apartman boşluklarına ,sanayi sitesindeki tamirhane avlularına kadar her yere çay ekilmiş .Çaydan artan yerlerede apartman yapılmış .8.yüzyıldan kalma bir Bizans kalesi dışında hiç bir tarihi yapı yok .Çay enstitüsü görmeye değer bir yer . Rize adı geçince akla çay gelir. 1989da Türkiye yaş çay yaprağı üretiminin % 72si (476.839) ton Rizede gerçekleştirilmişti. Öbür bitkisel ürünler arasında az miktarda mısır, mandalina, armut, patates, elma ve puroluk tütün sayılabilir.İlin iç kesimlerinde büyükbaş hayvan beslenir; kıyıda ise balıkçılık yaygındır. Eskiden bir hayvan yetiştirme yöntemi olduğu kadar yöreye özgü bir yaşam biçimi de olan yaylacılık önemini kaybetmektedir. İç kesimlerde arıcılıkta yapılır. İkizdere yöresinde elde edilen Anzer balı ülke çapında ünlüdür. Türkiyenin en çok yağış alan yöresi olan ilde ormancılık önemli bir geçim kaynağıdır. Son yıllarda çeşitli etkenlerin yol açtığı Karadenizdeki balık azalması kıyı kesiminde balıkçılıkla geçinen halkı olumsuz yönde etkilemektedir. İ.Ö 7. yüzyılda Miletoslular tarafından kıyı kesiminde kurulan ticaret kolonilerinden olan yöre, önce Partların, İ.Ö. 180de de Pontus krallığının egemenliğine girdi. Pontus krallığı döneminde Sannika adıyla anıldı. .Ö.10 da balayan Roma yönetimi sırasında Lazika denen bölgenin sınırları içinde kaldı. Kıyı ile iç kesimler arasındaki ticaret açısından önem taşıyan yöre Bizans döneminde bir çok defa Sasanilerin saldırısına uğradı. Bizanslılar 7.yüzyılda da süren Sasani saldırılarından yöreyi korumak için Hazarlardan yardım istedi. 8. yüzyılda yöreye yönelen Arap saldırılarınıda önleyen Hazarlar Bizansla Rusya arasındaticaret ilişkisinin kurulmasını sağladı.Rize yöresi 10.yüzyıl sonlarında Türkmenlerin eline geçtikten sonra bile Bizansa bağlandı. Bir süre Danişmentliler ve Bizanslılar arasında el değiştirdikten sonra .1204 yılında Trabzon İmparatorluğunun yönetimine girdi. Bu dönemde yöredekiticaret Cenevizlilerle Venediklilerin elindeydi. Yörenin batı kesimi1461de, öteki kesimlerinin ise 1509da Osmanlı topraklarına katıldığı sanılmaktadır. 16. ve 17. yüzyllarda kıyı kesimi Abaza ve Gürcü korsanlarca yağmalanan yörede 18142te Tuzcuoğullarının başlattığı ayaklanma Osmanlı Devletini 20 yıl kadar uğraştırdı. Yöre, 19. yüzyıl sonlarında Trabzon vilayetine bağlı Lazistan sancağının sınırları içindeydi. 1.Dünya Savaşı sırasında 1915de Rus donanması birçok kez Rize kıyılarını bombaladı. Mart 1916 başlarında Rusların işgal ettiği yöre, Sovyet Devriminin ardından Rus kuvvetlerinin çekilmesi üzerine 2 Mart 1918 de kurtarıldı. 1924de il yapılan Rize , 1933te merkezi Rize kenti olmak üzere kurulan Çoruh ilinin sınırları içine alındı. Rize ili 1936da merkezi Artvin olan Çoruh ilinden ayrıldı.

Rize ilinin adı ile ilgili olarak değişik görüşler ileri sürülmüştür; Yunanca pirinç anlamına gelen Rhisos, Rumcada RIZA olarak dağ eteği anlamında kullanılmıştır. Osmanlıcada ise RİZE ufak kırıntı, döküntü anlamındadır. Ayrıca Erzincanın Sakalar dönemindeki Eriza olan adının başındaki e sesinin düşmesi ile adaş olarak Rize içinde kullanıldığı ifade edilmektedir.Rize ili ve çevresinin bilinen ilk hakim ahalisi, bitişken dilli ve Asya kökenli kavimlerdir. Bunlar Rize ve çevresinde tarım ve hayvancılıkla geçinen yerleşik topluluklardır. Bu topluluklardan KULKU-KULKHA ların adına Erzurum yöresini kendi ülkesinin topraklarına katan Urartu kralı II.SARDUR (M.Ö. 765-735)un Çıldır gölünün güneyinde Taşköprü köyünün üstündeki kayalıklara kazdırdığı çivi yazılı kitabede rastlanmıştır.M.Ö. 2000'lerde Kafkas dağları ile Karadeniz'in kuzeyinde yaşayan Kimmer­ler'in Ülkesi, M.Ö. 720 yıllarında Sakalar tarafından işgal edildi. Kimmerler'in Azak denizi ile Kafkaslar arasında yaşayan kolu, Sakalar'ın baskısı ile M.Ö. 714 yıllarında yurtlarını bırakarak Aras ve Çoruh nehri boylarınca yayıldılar. Kimmerler'in bu ilk göç­leri, en eski destanı Gürcistan tarihi olan "Kartlis-Çkhovrebe"de kartli (Gürcistan) ve komşularını esarete aldıkları ilk seferi diye anılmaktadır.Daha sonraları Kızılırmak ve Adana Bölgesine kadar hakim olan Kimmer­ler'den, Trabzon-Bayburt arasındaki Kemer dağı, Rize Çayeli İlçesi çıkışındaki Ke­mer köyü, Kızılırmak boyundaki Gemerek ile Kars'ın doğusunda yer alan Ümrü gibi coğrafya adları günümüze kadar gelmiştir.Aşağı Tuna ve Karpatlara kadar Doğu Avrupa'ya hakim olan Sakalar M.Ö. 680 yılında kendilerine itaat etmeyen son Kimmerler'i de yenerek Azerbaycan ve Gürcis­tan'a yayıldılar. Saka Kralı MADOVA'nın M.Ö. 626'da Medler'ce hile ile öldürülmesi üzerine Heredot'un andığı "Asya'da 28 yıl süren Sakaların hakimiyetleri" sona erdi.Saka göçleri sırasında, Aşağı Çoruh ve Rize-Batum arasına "Kalaç" adlı bir Türk boyu yerleşmiştir. Bu boyun yerleştiği bölgeye, M.S. 150 yıllarında yazılan PTO­LEMEUS'un coğrafyasında Kalarzen, Gürcü kaynaklarda ise.Klarc-et (=Klarç yurdu) denmektedir. Batum-Rize arasında güneyden Karadeniz'e esen sıcak rüzgarlar hala "Kalaş yeli" olarak anılmaktadır. Ayrıca Rize yöresindeki Türkmen/Oğuz topluluğu içinde yer alan Askur Boyunun Rize'nin doğusundaki Askoroz çayı diye bilinen çaya adına vermiş olması gerekir. Yine Sakaların Horasan kolundan gelen Arşaklar ve Balkarlar Bayburt çevresi Çoruh vadisi boyunca yerleşmişlerdir. Bu yüzden Bayburt ve İspir'in kuzeyindeki sıra dağlara günümüze kadar ve hece kaymasıyla "Balkal" ve buradan güneye doğru esen yağmur getiren rüzgara da "Balkal yeli" denilegelmekte­dir.

Rize'de Hemşinlilerin en güzel yaylaları Baykal dağlarındadır.                                                                        

 

Koloni Dönemi


M.Ö. 670 yılında Ege'de yaşayan Milletoslu denizciler Marmara ve Karadeniz kıyılarında Plinius'un tarihine göre 10 kadar empeion (Pazar yeri) adı verilen ticari ni­telikle liman şehirleri kurmuşlardır. Bu arada Rize'nin de kolonize edilmiş olması kuv­vetle muhtemeldir.Tarihi akış içerisinde M.Ö. 7 yy sonlarında Kimmer akınlarının Anadolu'yu kar­gaşaya sürüklemesinden faydalanan Medler'in yöreyi istila girişimleri, M.Ö. 550'de Med krallığını yıkan Pers kralı II.Kiros'un aynı şekildeki istila hareketleri yöredeki  savaşçı kavimlerin karşı koymaları nedeni ile Rize çevresinde başarılı olamamışlardır.Büyük İskender'in Pers kralı III. Darius'u kesin bir yenilgiye uğratması ile eline geçirdiği Anadolu Hakimiyeti M.Ö. 323 senesine kadar sürmüştür. Büyük İskender'in ölümü ile İmparatorluğun devamı niteliğinde olan Pontos, Koppodkida, Bithynia gibi krallıklar kurulmuştur. Ancak Trabzon, Rize gibi bir takım serbest şehirler, bu krallık­lara bağlı olmadan varlıklarını sürdürmüşlerdir.

 

Pontos ve Selçuklular Dönemi

 

İskenderin ölümünden sonra Komutanları ve Satraplar arasında çıkan ege­menlik savaşlarında bağımsızlığını ilan eden Mitridates Kitistes Karadeniz kıyısında Sinop dolaylarına doğru genişleyen Pontos krallığını kurdu. Pontos kralı Farnakes M.Ö. 180'de Rize'yi İşgal ederek krallığı topraklarına kattı.M.Ö. 5. Yüzyılda Karadeniz'in kuzeyini gezen Herodot Sakaların "Alazon" (+Alazlar) boyundan söz eder. M.S. 23-79 yılları arasında yaşayan Romalı PİLİNUS aynı yörede "Laz'lar" (Laz'oi) adlı bir kavim yaşadığını bildirir. 131 yılında Karadeniz kıyılarını gemi ile dolaşan Romalı ARRİANOS, Karadeniz'in doğusunda hakim olan Lazlardan bahseder.Rize, M.S. 10-395 yılları arasında Roma, 395 yılından itibaren de Bizans haki­miyeti altında yer almıştır.Sakaların Kars, Iğdır kesimine yakın Gökçegöl ile Alagez Dağı arasında yaşa­yan bir boyu olan Amadunuler 626 yılında İranlıların baskısından kurtulmak için Boy Beyleri Hamam ın öncülüğünde Çoruh ırmağını aşıp Rize'nin Dampur adlı ıssız yeri­ni şenlendirerek ve bu yöreye HAMAM-A ŞEN (Hamamın şenliği) adını vererek yer­leşip yurt tuttular. Bu yöreye bu gün Hemşin denmektedir. 646 yılında yöre Araplar tarafından vergiye bağlanmış olup 737 yılında da kısa bir süre Araplar'ın eline geç­miştir.XI. Yüzyıldan itibaren Rize'ye Türkmenlerin akınları yoğunlaşır. 1071 Malazgirt zaferi ile birlikte Bizans'tan feth edilen bölgelerde Türk emirlikleri kurulurken, Erzu­rum-Saltukluları da Çoruh nehri boyları ile birlikte Rize bölgesini hudutları içine aldı­lar. Alpaslanoğlu Sultan Melikşahın emirlerinden Ebu Yakup ile Emir İsa Böri adında­ki Komutanlar 24 Haziran 1080 Posof-Kol zaferi ile Apkaz-Gürcistan krallığını yene­rek Giresun'un batısına kadar olan Doğu Karadeniz Bölgesinde Bizans'ın hakimiye­tine son verdiler. Böylelikle Büyük Selçukluların yükselme devrinde tüm Anadolu ile birlikte Rize de Selçukluların hakimiyetine girmiştir.Bu gelişmelerden sonra 100 bin nüfuslu Çepni'ler ile Kürtünler Doğu Karade­niz kıyılarına ve Rize'nin İkizdere kesimine yerleştirdiler. 1098 yılında Danışmentlile­rin yöreye kısa bir dönem hakimiyetleri söz konusudur. Ancak Haçlı seferleri yüzün­den canlanan Bizanslar, 1098'de Trabzon ve Rize kesimini Emirüssevahil Sülü­bey'den aldılar. Çoruh vadisinde yerleşmiş olan Kıpçak boyundan Kubasar ailesi ve taraftarları 1195 tarihinde doğrudan yeni-Kıpçakların gelişinden rahatsız olarak Bi­zans idaresideki Rize ve Trabzon bölgesine gelip yerleşmişlerdir. İkizdere ve Sürme­ne'deki 60 aileden çok Kubasar oymağı, bunların torunlarıdır. IV.Haçlı s~ferinde Frenklerin İstanbul'u işgali üzerine baskıdan kaçan KOMMENLER soyu, 1204 yılın­da Rize'yi de içine alan TRABZON PONTOS RUM imparatorluğunu kurmuşlardır.

 

Osmanlılar Dönemi

 

Trabzon Rumları, 1456 yılından itibaren Osmanlı devletine vergi vermeye baş­lamış, 1461 yılında Trabzon'u feth eden Fatih Sultan Mehmet'in Ali Paşa ismindeki komutanı tarafından Rize ve çevresi 1470 yılında Türk egemenliği altına alınmıştır. Böylece Anadolu Türk birliğine katılan Rize bölgesine, 1461 yılı ve sonrasında Ço­ruh, Amasya; Samsun ve Tokat'tan; 1466 yılında yıkılan Karamanoğlu Beyliği bir da­ha canlanmasın diye Konya yöresinden; 1501 yılında Şü Şah İsmail'in yıktığı Sünni Akkoyunlulardan; Tebriz ve öteki bölgelerden kaçanlardan; Dulkadir beyliği kaldırılın­ca Maraş-Elbistan Türkmenleri Trabzon ve Rize yöresine yerleştirildiler.Yavuz Selim devrinde Trabzon'un doğusundaki dirliklerden bazıları ünlü Oğuz boyu Çepniler'in elinde idi. Fakat Çepnilerin Trabzon'un doğusundaki yerlere ve bil­hassa Rize bölgesinde yerleşmeleri sonraki yüzyıllarda olmuştur. Gerçekten Çepni­ler karada ve denizde yiğitçe mücadele vererek oralarda kalabalık topluluklar halin­de yurt tutmuşlardır. Bilhassa Rize şehri ve bölgesinde Çepniler yoğun bir şekilde yerleşmişlerdir. Şimdi Rize şehri ve bölgesinde sadece Türkçe konuşulmasının se­bebi bu yoğun Çepni yerleşmesidir. Zamanımızda Rize bölgesindeki köylerde Çepni, adlı ailelere rastlandığı gibi, Çepni bu yörede "yiğit", "gözü pek", "cesur ve çetin" adam manasına geliyor.Yavuz Sultan Selim'in sancak beyliği sırasında Annesi Gülbahar Hatun Sultan Rize'ye gelerek kendi adı ile anılan camü yaptırmıştır.


19. Yüzyılın başlarından itibaren Rize'de Tuzcuoğullarının isyanı değişik tarih­lerde birkaç kez tekrarlanmıştır. 1834 yılında bu isyanlara son verilerek Tuzcuoğulla­rı Rumeli de iskan edilmişlerdir.Rize, 1867 Vilayet Nizamnamesine göre Trabzon Vilayetinin merkez sancağı­nın 6 kazasından biri durumundadır. 1877 yılında merkez sancağa bağlı nahiye ol­muştur. 1877-1878 Osmanlı Rus savaşının ardından Lazistan sancağı kurulunca Ri­ze hem kaza, hem de bu sancağın merkezi oldu. Birinci Cihan savaşında 9 Mart 1916 tarihinde

Rize, Rusların işgaline uğramış, 2 Mart 1918 de bağımsızlığına ka­vuşmuştur.

 

Cumhuriyet Dönemi


Cumhuriyet dönemine kadar sancak merkezi olan Rize, 20 Nisan 1924 tarihin­de vilayet olmuştur. 2 Ocak 1936 tarihinde yürürlüğe giren 2885 sayılı Kanunla Erzu­rum'un Yusufeli ilçesi, Rize'nin Pazar ilçesinden sonraki arazi parseli, ilçeler ve bu­caklar alınmak sureti ile bugünkü Artvin ili Çoruh adı ile vilayet haline getirilmiş ve Ri­ze ili de tek ilçesi olan Pazar'la kalmıştır. Bugün ise Pazar ilçesi ile birlikte 12 ilçesi  bulunmaktadır.

Bunlar Merkez,Ardeşen,ÇamlıHemşin,Çayeli,DerePazarı,Fındıklı,Güneysu,Hemşin,ikizdere,İyidere,Kalkandere,Pazar

 

 

 

RİZE’NİN  ÇOĞRAFİK DURUMU VE İKLİMİ

Rize Türkiye'nin Doğu Karadeniz Bölgesinde Trabzon ili ile Artvin ili arasında yer alan bir sahil şehridir. Türkiye'nin en çok yağış alan ilidir. En önemli ürünü çaycılık olan Rize'de kivi meyvesi yetiştiriciliği de başlamış durumdadır.
                                                                         

FİZİKİ COĞRAFİK YAPİSİ


Rize Kuzeydoğu Anadoluda; Doğu Karadeniz kıyı şeridinin doğusunda, 40 derece-22 dakika ve 41 derece-28 dakika doğu meridyenleri ile 40 derece-20 dakika kuzey paralelleri arasında yer alır. Batıdan Trabzonun Of, güneyinde Erzurumun İspir, doğudan Artvinin Yusufeli ve Arhavi ilçeleri ve kuzeyden Karadeniz ile çevrili olan Rizenin göller hariç yüzölçümü 3920 km 2dir.
                                                                         

YERYÜZÜ ŞEKİLLERİ


Doğu Karadeniz kıyı sıradağları yayının kuzey yamacında yer alan Rize toprakları genel ifade ile dağlık ve engebelidir.
                                                                         

JEOLOJİK ÖZELLİKLERİ

 

Doğu Karadeniz Dağlık sistemine dahil olan Rize arazisi esas itibariyle paleozoik (I.zaman) bir temel üzerinde ve kretasede (III.zaman ara devresi) başlayan büyük orojenezle (Dağ oluşumu) yüzeye çıkmış Granodiorit ve kertase flişlerinden ibaret olmakla birlikte yer yer Neojen depolarına da rastlanır. Bütün kıyı kesimi yüzeyde üst Kretase serisi volkanik örtü ve tüflerin fazlalığı ile dikkati çeker. Kıyıya yakın yamaçlarda ise Kretase sedimanları yaygın olmakla beraber, bu sedimanların üzeri yer yer Eosen fliş serileri tarafından örtülmüştür. Yüksek dağlık sahada ise daha çok mağmatik elemanlar hakim durumdadır. Granit, andezit ve bazalt kütleleri yüksekliği 3000 myi aşan hemen her yerde hakim durumdadır. Yörede alüvyonlara, büyük akarsu vadilerinin denizden itibaren en çok 10 kmye kadar olan kesimlerinde rastlanır.

 

İKLİMİ

Rizede yazları serin, kışları ılıman ve her mevsimi yağışlı bir iklim görülür. Elli yıl boyunca yapılan rasat sonuçlarına göre Rizenin yıllık sıcaklık ortalaması 14 dereceyi biraz geçer. Bu süre içinde kaydedilen en düşük sıcaklık -7 C derece olup, en yüksek sıcaklık ise 38 C derecedir.En soğuk ay olan Ocak ayının sıcaklık ortalaması 6,7 C derece, en sıcak ay olan Temmuz ayının sıcaklık ortalaması ise 22,2 C derecedir. Ocak minimum -5,6 C derece, Temmuz maksimumunun 32,5 C derece olduğu Rizede yıllık sıcaklık salınımı 25,8 C derecedir.Bu haliyle Rize, denizsel iklimlerin karakteristik özelliğini taşır. Rizede aylık ortalama sıcaklık eğrisi bütün yıl 5 C derecenin üzerinde seyretmekte olup, sadece 4 ayın sıcaklık ortalaması 10 C derecenin altındadır. Diğer bütün ayların sıcaklık ortalaması 10 C derecenin üzerindedir. Sıcaklık ortalaması 20 C dereceyi geçen ay sayısı ise 2 dir. Bütün bunlardan Rizenin oldukça istikrarlı bir sıcaklık rejimine sahip olduğu sonucunu çıkarmak mümkündür. Türkiyenin en çok yağış alan ili olan Rizede yıllık toplam yağış miktarı 2300 mmnin üzerinde olup, yağışlar her mevsime dengeli olarak dağılmıştır. Bu nedenle Rizede kurak mevsim yoktur.En az yağış alan ilkbaharın toplam yağış miktarı kuraklık sınırının çok üzerindedir (367,9 mm) Mevsimlere göre değişmekle birlikte Rizede nem oranı her zaman % 75 in üzerindedir.Yılın 150 günü kapalı, 163 günü bulutlu geçmektedir.Açık gün sayısının az olması Rizede güneş enerjisinden yararlanma imkanını en aza indirmiştir. Karın ortalama 14 gün yerde kaldığı Rizede donlu gün ortalama sayısı 10 dur

Metin Kutusu: Metin Kutusu: R İ Z E
Metin Kutusu: Metin Kutusu: www.mekaleskirit.net 
web Design © 2008 ßy ßeklipxe.

‘’ Yeşilin Ana Vatanıdır Rize ’’

KISACA RİZENİN TARİHİ

Metin Kutusu: